Noel geldi çattı. 2009′a “25 milyoner”
olarak girmek isteyen birçok kişi gücü yettiğince yatırımını yaparak
milli piyango bileti almakta. Hepsinin içindeki ses şu meşhur “Ya
çıkarsa?” lafını fısıldıyor. Aynı “Ya çıkarsa?” sayısal loto gibi şans
oyunlarında da karşımıza çıkıyor. İşini ihtimallere bırakmayıp en
karlısından bu işi kapatmak isteyenler için bu yazı süper bir kılavuz
görevi görecek.
Hem çalışmalarımı bu konuda
sürdürdüğümden hem de anlaşılması daha kolay olduğundan artık,
örnekleri sayısal loto üzerinden vereceğim. Şimdiye kadar Google
kullanarak sayısal lotodan nasıl köşe olunacağına dair uzun süren
araştırma geliştirme faaliyetlerinde bulundum. Önce sıkça karşılaştığım
sözkonusu tekniklerin hepsinin saçmalık olduğunu ispatladıktan sonra
garanti yolu anlatacağım.
Bazısı diyor 96′dan bu yana en sık
çıkan sayılar falan filandır, bunlardan oyna. Bazıları da bu sık çıkan
sayıları (”o kadar çıkmışlar herhalde yerlerini gençlere bırakırlar”
gibi düşünmüş olsa gerek) oynamamamı tavsiye ediyor. Top yuvarlama ve
seçme makinası sık çıkan bir numarayı seçtikten sonra ona “Ağa sen çok
çıktın, hadi bi dahaki sefere” deyip gerisin geriye içeri yollamıyor.
Hatta sıklık olayını da geçip olayı abartayım. Varsayalım ki 12 yıldır
her hafta “4-8-15-16-23-42″ çıkmış. Buna rağmen gelecek haftaya
“4-8-15-16-23-42″ çıkma ihtimali ancak 49′un altılısıdır (1 /
13,983,816).
Diğer bir görüş de sayıların aralıklı
olacağı (Hatta “tek basamaklılardan bir, onlulardan bir, yirmililerden
iki, otuzlulardan bir ve kırklılardan bir” şeklinde tavsiye verenlerini
bile gördüm).
Öykücük: Sedat oynayacağı sayısal loto için zeki
arkadaşı Zihni’den tavsiye sayılar ister. Zihni “1-2-3-4-5-6 oyna” der.
Sedat ise bu kombinasyondan hiç memnun kalmayarak “Olm doğru düzgün
mantıklı bir şey söylesene” der.
Öykücükten de anlaşıldığı üzere lotocuda sayıların düzgün dağıtılmış
halde çıkacağı inancı mevcut. Oysa ki “1-2-3-4-5-6″ da en azından
“4-8-15-16-23-42″ kadar şanslı altılık adayı. Buradan ayrıca görülüyor
ki “altı bilen” olma ihtimalimiz “1-2-3-4-5-6″ ın çıkması ihtimaline
eşit.
Bunların yanısıra lotocu adayını umuda
iten yöntemler de mevcut. İlki “Ne kadar çok doldurursan o kadar çok
kazanırsın” mantığı. Çoğu kombinasyonu (bütçe yettiği kadarıyla)
oynayarak ikili veya üçlüyü garanti etmek gibi. Diğeri ise 6×8+1=49
yöntemi. Yani kupondaki 8 adet altılık satıra çıkmayacağını
düşündüğümüz bir sayı haricindeki 48 sayıyı birer kez kullanmak
şartıyla yerleştiriyoruz ve kupona bakıp “Resmen, çıkacak tüm altı sayı
elimdeki şu kuponda şu an” diyerek gaza geliyoruz. Nitekim bu
paragraftaki yöntemler de birer attraksiyondan öteye gitmiyor.
“Her zaman kumarhaneler kazanır”
genellemesi sayısal loto olayında da geçerlidir. Çünkü toplanan
hasılat, vergisi ödendikten sonra tam ortadan ikiye bölünür. Bir
parçası ikramiye olarak kazanan lotoculara dağıtılır, diğeri bir takım
fonlara, kurumara gider. Yani kuponlara ödenen 100 liranın (100-18)/2=
sadece 41 lirası lotocuya kalır, o da kazanan lotoculara… Mesela
lotoculuk mesleğiyle uğraşan bir adam olsaydı yüzde 59 zararla iş
yapardı.
O zaman sayısal lotodan voliyi vurmanın
tek yolu kalır. Hiç oynamamak. İsterseniz deneyin. 100 farklı kolon (50
lira eder) oynayın ama para yatırmadan. Cumartesi akşamı kontrol edin.
Topu topu iki tane üçlü (7 lira eder) bildiğinizi görün. Gerçekten
oynadığınızı hayal edin ve cebinize 43 liranın girişini hissedin. İşte
100 kolonda 43 lira garanti kazanç. Hatta 100 sayısını 1000′e, 10,000′e
çıkarın (çıkarması bedava) ve aynı zamanda servetinizin keyfini de çıkarın…